25/3/2007 · Kategori: Gunluk Planlar_10 Sinif

Türk Dili ve Edebiyatı_10.Sınıf_2.Dönem_19.yy Türk Edebiyatı

DERS PLANI

DERS:Türk Dili ve Edebiyatı

SINIF:Lise 2. Sınıflar

ÜNİTE ADI: :İslamî Devir  Türk Edebiyatı

KONU: XIX.y.y Türk  Edebiyatı

SÜRE: 2 Ders Saati

HEDEF: XIX.y.y Türk  Edebiyatını  seçkin eserleri aracılığıyla tanıyabilme

DAVRANIŞ : Edebiyatla sosyal yapı arasındaki bağı kavrama

                               Edebi Akımları tanıma ve özelliklerini söyleme

  XIX.y.y Türk  Edebiyatının özelliklerini   söyleme  Enderunlu Vasıf’ı tanıma

 ÖĞRETME- ÖĞRENME  YÖNTEM VE TEKNİKLERİ:Açıklama, anlatım,soru- cevap,yorumlama.

ARAÇ- GEREÇ VE KAYNAKLAR: Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı, Türk  Edebiyatı(A:Kabaklı),

Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (N: S: Banarlı) 

İŞLENİŞ:Önceki dersin hatırlatılması

                1. Edebiyatla Sosyal Yapı Arasındaki ilgi ve Etkileşim

                Bir toplumun ifadesi olan edebiyat, o toplumun sosyal yapısı, uygarlık düzeyi, inanış ve yaşayış özellikleriyle sıkı sıkıya ilişkilidir.

İslamlık Öncesi Türk Edebiyatı'nın, göçebe hayatı yaşayan ve doğal inanış siste­mine bağlı olan Türklerin edebiyatı olduğunu biliyorsunuz. Bu toplumda hakanlar ve çevreleri (yönetenler) ile halk arasında doğrudan bir bütünleşme vardır. Dil ka­tışıksız Türkçe’dir. Bir zümreye değil, herkese aittir. Dolayısıyla bu dil, herkesle ko­lay iletişim sağlamaya yarayan bir araçtır. Bu dille oluşan edebiyat, hem hakana hem çobana seslenebilen bir edebiyattır. Konu ve temalarının doğa sevgisi, yurt sevgisi, aile sevgisi, yiğitlik, doğaya bağlı inanış... kavramları çevresinde oluş­ması da bu toplumsal özelliklerden ötürüdür. Budizm gibi Şamanizm’den başka din­lerin (Manihaizm vb.) kabul edildiği dönemlerde de aynı özellikler, farklı inanışlar içeren metinlerde kendisini göstermiştir.

                Türklerin İslamlığı kabul edişlerinden sonra, sosyal yapıda da değişiklikler ol­maya başlamıştır. Bu dönemde toprağa yerleşme ve kentleşme hızlanmıştır. Böy­lece saray ve aydınlar çevresiyle halk çevresinde farklı edebiyatlar oluşmuştur. Arapça’nın bilim, Farsça’nın edebiyat ve sanat dili olarak benimsenmesi, giderek. Türkçe-Arapça-Farsça kuralların karışımından oluşan Osmanlı Türkçe sini doğur­muştur. Diğer iki dilin kültüründen gelme mazmunlar, simgeler, efsaneler, tarihi motifler... aydınlar zümresi edebiyatının önemli öğelerini oluşturmuştur. İslamlığın özel :: bir duyuş ve düşünüş biçimi olan tasavvuf da kendi kültürüyle kendi zümresine !

özgü bir edebiyatın oluşmasına yol açmıştır. İslam inanış ve kültüründen etkilenen  halk ise, bu kültürden gelme bazı kelime ve sözleri kullanmaya başlamıştır. Buna ' rağmen, eski Türkçe sini kullanmayı, eski kültürden pek çok öğeyi yaşayışında k0­rumayı sürdürmüş; edebiyatını da bu yolda oluşturmuştur.

 Bütün bunlar bize, edebiyatın sosyal, kültürel yapıdaki değişikliklerden doğrudan etkilendiğini göstermektedir.

                Tanzimat edebiyatımızın, ilk döneminde özgürlük, vatan, millet, hak, adalet gibi  kavramlara bağlı içerikler geliştirmesi, kültürel yapıda görülen ve toplumsal yapıda gerçekleştirilmek istenen değişikliklerden ötürüdür. Daha sonra farklılaşan ve  sanat için sanat yapan yazarlar da hem batılı sanatın bu yönünden hem i. Meşruti­yet'in sona erdirilmesiyle doğan toplumsal ortamdan ötürü böyle bir yönelişe gir­mişlerdir. ilk belirtilerini dil ve tarih alanındaki çalışmalar ve ulus bilincinin uyan­dırılmasıyla Tanzimat Dönemi'nde gösteren Milli Edebiyat da II. Meşrutiyet'ten sonra doğan kısmi özgürlük ortamında ve hazırlanan bu yeni kültürel birikim üstünde  filizlenmiştir.

                2. Edebiyatla Düşünce Akımları Arasındaki ilişkiler ve Edebi Akımlar

                Bütün bunlar bize, edebiyatın belli düşünceler ve anlayışlar çevresinde oluştuğunu gösterir. Edebiyat, aynı zamanda, bunları kendi yapısında kendine özgü bir biçimde barındırır. Edebiyat, makaleden şiire kadar geniş bir kapsam içinde düşünül­düğünde, hayatı, dünyayı, toplumları, inanışları, düşünceleri içeren çok geniş bir ilgi alanı olarak da kabul edilebilir.

                Ama edebiyata sanat olarak bakıldığında, onun, bu bilgi zenginliğini sunmasın­ı( daha önemli bir işlevi olduğunu görmek gerekir. Bu, estetik işlevdir. Masalın, şiirin  romanın, öykünün... esas önemi buradan gelir. Öteki bilgiler öğretici kaynak­:a zaten yer almaktadır. Ama insanı derinden etkileyen, ruh yönünden değiştirip geliştiren, onu insanlaşma yolunda yücelten, edebiyatın estetik yönüdür.

Edebiyatın yukarıda belirtilen etkilerle önemli değişiklikler geçirdiği anlaşılıyor. Bu nedenle edebiyat anlayışlarında yeniliklerin olması, yeni nitelik ve biçimde edebi­ ürünlerinin ortaya çıkması doğaldır. Kimi zaman bu anlayış tek bir yazarla da ortaya çıkabilir. Kimi zaman da bir grup yazar, yeni bir anlayış çevresinde toplan­abilir  yeni bir akım oluşturabilir. Bu topluluk ve akımlar, önceki anlayış ve uygula­maları değerlendirir, eleştirirler. Neye, niçin karşı çıktıklarını, ne yapmak istedikle­rini  dile getirir, buna uygun eserler yazarlar.

                Batıda görülen klasisizm, romantizm, realizm, natüralizm, parnasizm, sembolizm, empresyonizm, kübizm, ekspresyonizm, sürrealizm... akımları; edebiyatımızda  görülen  Servet-i Fünun, Fecr-i Ati, Yedi Meş'ale... toplulukları gibi.

                3-Tanzimat  Fermanı'ndan Günümüze Uzanan Türk Edebiyatının Dönemleri   XIX. yüzyıl ortalarından itibaren Türk edebiyatı, birçok bakımdan batı edebiyatı­     etkisine girmiştir. Böylece, Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı oluşmuştur.Ülkemizde meydana gelen siyasi, sosyal ve kültürel gelişmeler; çeşitli düşünce  akımları ve edebi topluluklar, eski yeni çatışması, dilde sadeleşme gibi olaylar edebiyatın da kendi içinde birtakım ara dönemlere ayrılmasına yol açmıştır. Buna göre, Tanzimat Fermanı'ndan günümüze uzanan Türk edebiyatı altı dönemde incelenir:

a. Tanzimat Devri Türk Edebiyatı

b. Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun Edebiyatı)

c. Fecr-i Ati

d. Milli Edebiyat Akımı

e. Milli Mücadele Dönemi Edebiyatı

f. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı

A. XIX. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI

                XIIX. yüzyıl Türk edebiyatı, klasik edebiyat, halk edebiyatı ve Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı olmak üzere üç alanda gelişme göstermiştir.

                XVII. yüzyıldan sonra klasik edebiyatla halk edebiyatının birbirinden etkilendiği bilinmektedir. XIX yüzyılda bu etkileşimin belirgin bir biçimde sürdüğü gözlenmektedir. Bu arada, klasik edebiyatı sürdüren kimi sanatçılarda batı edebiyatının etkileri görülmeye başlamıştır.

                Daha önce kimi temsilcilerinden söz edilse de Nedim'le belirgin duruma gelen yer­lileşme, bu dönemin divan geleneği şairlerinde sürmüştür. Yerel renk ve motifler.deyim, atasözü türü yerli kültür öğeleri şiirlerde kullanılmıştır. Bu, konuları bakımın­dan genelde soyut bir görüntü veren klasik edebiyatın somuta daha çok yöneldi­;mi de göstermektedir. Bu dönemin eserlerinde bireysel yaşantılar dile getirilmeye, toplumsal yaşayış gündeme alınmaya başlamıştır. Gerek batı ile ilişkiler gerekse bu eğilimler, mensur eserlerin çoğalmasına da yol açmıştır. Bu dönemde Enderunlu Vasıf, Keçecizade izzet Molla, Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galip gibi klasik geleneği sürdürenler vardır. Yine aynı gelenek içinde Şeref Hanım, Leyla Hanım, Adile Sultan gibi kadın şairlerin varlığı dikkat çekicidir. Dönem sanatçılarının Halk ede­:;yatından aldığı en önemli özellikse sadeleşme eğilimidir.

                Klasik edebiyat bu farklılaşmayı gösterirken Halk edebiyatının kimi temsilcileri de Divan edebiyatından konu, biçim, ölçü, dil ve mazmunlar  yönünden etkilenmiş­lerdir. Çünkü bu dönemde kimi halk şairleri tekke ve medrese kültürünü tanımış, okuryazar kimselerdir: Dertli, Seyrani, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni...

                Buna rağmen otantik geleneği sürdüren halk ozanları da vardır. Bunlar, bildiğimiz özellikleriyle birlikte, Osmanlı imparatorluğu'nun çözülme döneminden halkın etki­lenişini dile getirmiş, toplumsal konuları da işlemişlerdir. Dadaloğlu, Deli Boran, Beyoğlu... bu geleneğin temsilcilerindendir.

                Batıyla kültürel ilişkilerin bu' yüzyılda genişletildiği ve hızlandırıldığı görülmektedir. Bilindiği gibi bu ilişkiler, daha önce, matbaanın kurulması, sefaretname türü eser­ene batının belli ölçülerde tanınması gibi alanlarla sınırlıydı. Kimi devlet yetkilileri, batı kültürünü tanıyan kimi eğitimciler, bilim adamları bu kültürle ilgili düşünceler   sürmüşler, giderek de batılılaşmayı savunur olmuşlardır.

                Bu aydınlardan edebiyatla ilgilenenler çeviri denemelerine koyulmuş, toplumsal konuları işlemeye başlamışlardır.

                Yüzyılın ilk yarısında görülen bu eğilimlerden sonra Tanzimat Fermam (1839) imzalanmış, özellikle ikinci yarısından sonra gazetecilik geliştirilmeye; tiyatro, roman, öykü, makale gibi türler denenmeye, modern çeviriler yapılmaya başlanmıştır. Bu büyük yenilikler döneminin yazarları edebiyatımızda I. Tanzimatçılar olarak anılmaktadır: Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal gibi.

                                Enderunlu Vasıf

                Enderunlu Vasıf (?-1824), İstanbul’da doğmuştur. "Enderun" adı verilen saray okulunda yetiştiğinden bu adla anılmıştır. "Enderunlu" sıfatıyla anılan başka divan şairleri de vardır. Vasıf, I. Abdülhamit, III. Selim, IV. Mustafa, II. Mahmut dönemlerinde, uzunca bir süre sarayda görev yapmış, İstanbul’da ölmüştür.

                Yaşadığı karışık dönemde, Nedim ve Şeyh Galip gibi iki büyük.ustadan sonra  klasik şiir, gerileme sürecine girmiştir. Mahallileşmeyle güç kazanan halk zevki ve dilinin şiirde yer alması onda da görülmektedir, Bu yönleriyle Nedim'in devamı sayılır; ama onun ustalığına ulaştığı söylenemez.

                Enderunlu Vasıf'ın şarkı ve gazelleri diğer şiirlerinden daha başarılıdır. Şarkı biçimini murabba (4'lü bentlerle), muhammes (5'1i bentlerle), müseddes (6'1ı bentlerle), hatta gazel formunda değişik biçim ve ölçülerde denemiştir. Bir şarkı şairi olarak anılır.

                İstanbul güzelliklerini çeşitli yönlerden dile getirmesi, onun bir başka önemli  özelliğidir. Klasik şiiri halk şiirine yaklaştırma çabası gösteren şairlerimizdendir. Dili sadedir.

 

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME: 1. Şairin sevgiliye sesleniş nedenlerini belirtiniz.

2.  Bu şarkıda içerik öğeleri bakımından klasik şiirimize bağlanabilecek özellik­leri belirtiniz.

4. Şarkıda mahallileşmenin etkisini gösteren ayrıntıları bulunuz.

5. Şarkının nakarat dizesinin ona ne gibi özellikler kattığını belirtiniz.

6. Şair, duygularını dile getirirken hangi sanatlara başvurmuştur, açıklayınız?

PLANIN İŞLENİŞİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER:

 

 

 

 

Murat AKSOY                                                                                       Ali USTA

Ders Öğretmeni                                                                                    Okul Müdürü

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »