Kitap Özetleri
Daha fazlası ve özet istekleri için buraya tıklayın
Not: Özetlerin tamamı alıntıdır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım, Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Dili, Kompozisyon, Edebiyat Ders Notları, Dilbilgisi Konuları, Edebiyat Günlük Planları, Edebiyat Yazılı Soruları, Dil ve Anlatım Günlük Planları, Dil ve Anlatım Yazılı Soruları
Daha fazlası ve özet istekleri için buraya tıklayın
Not: Özetlerin tamamı alıntıdır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Kaynak: www.edebiyatyardim.com
DİL VE İLETİŞİM
• İnsan dil yetisine sahip bir varlıktır.
• Dil yetisi çevresinde iletişim etkinliği gerçekleşmeye başlar.
• İletişim anlaşmayı sağlamak için gerçekleşir.
• İşaretle anlatmadan sembollerle anlatmaya geçiş için zamana ihtiyaç vardır.
• Dille gerçekleştirilen iletişim, diğer araçlarla gerçekleştirilenden çok daha kullanışlıdır.
• Günümüzde de insanların dil dışında araçlar yardımıyla da anlaşabilmektedir.
• İletişim tablosunda; gönderici, alıcı, ileti, bağlam, kanal, iletilen objenin/kavram (gönderge) ve şifre durumundaki dil yer alır.
İLETİŞİM TABLOSU
• İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin “göndergesel işlev”de kullanılır. (ÖRNEK: Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil,tarihtir.)
• İleti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır. (ÖRNEK:Böyle olacağını tahmin ediyordum;gerçekten çok üzüldüm.)
• İleti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmişse dil “alıcıyı harekete geçirme işlevi”nde kullanılır. (ÖRNEK: Hemen buradan gidelim.)
• İleti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse “kanalı kontrol işlevi”nde kullanılmıştır. (ÖRNEK: Beni anladınız değil mi?)
• İleti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenmişse “dil ötesi işlev”de (ÖRNEK: Fiil cümledeki işi,oluşu,hareketi bildirir.)
• Ve iletinin iletisi kendinde ise dil “şiirsel işlevi”nde (Poetik) kullanılır.(ÖRNEK: Bir garip ölmüş diyeler/Üç günden sonra duyalar/Soğuk suyla yuğalar/Şöyle garip bencileyin.)
• Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin hakimiyetinde dilin diğer işlevleri de kullanılır.
• Bazı metinlerde, birkaç işlev birlikte kullanılabilir.
• Dil “şiirsel işlevi”nde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz.
• Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vardır.
• Kelimeler farklı ortamlarda değişik anlamlar ifade edecek şekilde kullanılabilir. Bu kullanımlara BAĞLAM adı verilir.
• Kendi dışında başka bir şeyi gösteren,düşündüren onun yerini alabilen nesne,görünüş ve olgular GÖSTERGEdir. Örn.: Ülkelerin bayrakları,onların bağımsızlıklarının göstergesidir.
• Örneğin ‘’sonbahar’’ kelimesinin yaşlılar için ve gençler için iki ayrı göstergesi vardır: Yaşlılar sonbahar anılar Gençler sonbahar yaz tatilinin bitişi • Nesneler ve kavramlar, ses simgeleri ile gösterilir. k-i-l-i-t n-o-t-a
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
|
KİTABIN ADI |
AKŞAM GÜNEŞİ |
|
KİTABIN YAZARI |
REŞAT NURİ GÜNTEKİN |
|
YAYIN EVİ VE ADRESİ |
İNKİLAP YAYINEVİ
,CAĞALOĞLU/İSTANBUL |
|
BASIM YILI |
1982 |
1.KİTABIN KONUSU:
Eser, hareketli bir hayattan sonra hasta olan bir
adamın başından geçen olayları ve aşklarını anlatıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ:
Necati küçük yaşta annesini ve babasını kaybedene
kadar ailesiyle birlikte Büyükada’da yaşar. Amcası onu İstanbul’a yanına alır
ve büyütür. Amcasının iki kızı vardır. Necati orta okulu bitirdikten sonra
askeri okula girer. Buradan mezun olduktan sonra amcasının yardımıyla Fransa’ya
askeri akademiye girer. Fransa’da gönlünü epeyce eğlendirir. Buradan mezun
olduktan sonra İstanbul’a döner. İstanbul’dan Şam’a tayini çıkar. Şam’da sıkıcı
iki yıl geçirdikten sonra Bulgaristan’a tayini çıkar. Bu göreve gitmeden önce
bir aylığına izin alır. Amcasının yanına gider. Burada amcasının büyük kızı,
kocası ile sorunları yüzünden kendisini vurur ve felç olur. Kızıyla birlikte
babasının yanına taşınırlar. Bu tatil sırasında Necati gönlünü komşu kızı
Zehra’ya kaptırır ve kendisini beklemesini söyler.
Necati Bulgaristan’a giderken bir Türk çetesi treni
durdurur. Necati’nin subay olduğunu anlarlar ve çeteye dahil ederler. Bu Türk
çetesi Rum çeteleri ile çatışmalara girerler. Bir çatışmada Necati ağır
yaralanır ve yolunu kaybeder. Dört gün gibi bir süre terk edimiş değirmende
kalır. Birisi onu bu yerde bulur ve bir
hastahaneye götürür. Değirmende kalırken çok kan kaybeder ve yarası mikrop
kapar. Doktorlar, Necati’ye bundan sonraki yaşamında heyecan yaşamamasını, eğer
çok heyecanlanırsa öleceğini söyler. İyileştikten sonra hastahaneden ayrılır ve
İstanbul’a amcasının yanına döner. İstanbul’a gidince durumu Zehra’ya açıklar
ve ondan ayrılır. Necati’nin amcası görev sırasında ölmüştür ve yeni haberi
olur. Nilgün, Necati ile ilgilenir ve ona bakar. Bir süre sonra Nilgün, Necati
ile evlenir. Hastalığından dolayı düzenli bir hayat sürmek için babasından
miras kalan Büyükada’daki çiftliğe yerleşir. Bir süre sonra Leyla çifliğe
ziyarete gelir. Leyla büyümüş ve genç bir kız olmuştur. Necati ve Leyla çiftlikte gezerler, ata binerler,
beraber dolaşırlar. Bu sırada birbirlerine bağlanırlar. Ve bir gün baloda Leyla
ile dans ederken aşırı heyecanlanır ve ölür.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Hayat herzaman umduğumuz gibi gitmeyebilir, fakat
değişikliklere kendimizi hazırlamalıyız.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
NECATİ; gençliğini dolu dolu yaşamış, istegiği herşeyi
yapmıştır. Geçirdiği hastalıktan dolayı eski hareketliliği kalmamıştır.
LEYLA; sevecen, çok güzel bir kızdır. Gönlünü genç yaşta
Necati’ye kaptırır.
NİLGÜN; yardımsever ve iyi kalpli bir kızdır. Necati’ye
çoçukluğundan beri aşıktır, fakat bunu söyliyemez.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Olaylar başlangışta akıcıdır, fakat sonlara doğru
okuyucuyu fazla etkileyememiştir. Eserde yabancı tamlamalar kullanılmasına
rağmaen, anlaşılır bir dille yazılmıştır.
6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:
İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi’ ni bitirdi (1912). Bursa’ da başladığı (1913) öğretmenlik
hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale
milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser
tedavisi için gittiği Londra’ da öldü. İstanbul’ da Karacaahmet Mezarlığı’nda
gömülü.
ROMANLARI;
Gizli
El(1922),Çalıkuşu(1922),Damga(1924),DudaktanKalbe(1925),Akşam Güneşi (1926),Bir
Kadın Düşmanı (1927),Yeşil Gece (1928),Acımak (1928),Yaprak Dökümü
(1930),Kızılcık Dalları (1932),Gökyüzü (1935),Eski Hastalık (1938),AteşGecesi
(1942),Değirmen (1944),Miskinler Tekkesi (1946),HarabelerinÇiçeği (1953),Kavak
Yelleri (1950),Son Sığınak (1961),KanDavası (1955).
HİKAYE KİTAPLARI;
Tanrı Misafiri (1927),Sönmüş
Yıldızlar (1927),Leyla ile Mecnun (1928),Olağan İşler (1930).
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::