12/5/2007 · Kategori: Kitap Ozetleri

Kitap Özetleri

Daha fazlası ve özet istekleri için buraya tıklayın 

 

Çölde Bir İstanbul Kızı


Huzur


Ermeni İddiaları ve Gerçekler


Çatıdaki Rüzgar


Biz İnsanlar


Simyacı


Bir Tereddütün Romanı


İstila


Küçük Ağa


Akşam Güneşi


Aşk-ı Memnu


Ateşten Gömlek


Veronika Ölmek İstiyor


Not: Özetlerin tamamı alıntıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

11/5/2007 · Kategori: Konu Testleri_Edebiyat

Dil ve İletişim, İletişim Tablosu

Kaynak: www.edebiyatyardim.com

DİL VE İLETİŞİM

• İnsan dil yetisine sahip bir varlıktır.

• Dil yetisi çevresinde iletişim etkinliği gerçekleşmeye başlar.

• İletişim anlaşmayı sağlamak için gerçekleşir.

• İşaretle anlatmadan sembollerle anlatmaya geçiş için zamana ihtiyaç vardır.

• Dille gerçekleştirilen iletişim, diğer araçlarla gerçekleştirilenden çok daha kullanışlıdır.

• Günümüzde de insanların dil dışında araçlar yardımıyla da anlaşabilmektedir.

• İletişim tablosunda; gönderici, alıcı, ileti, bağlam, kanal, iletilen objenin/kavram (gönderge) ve şifre durumundaki dil yer alır.

 

İLETİŞİM TABLOSU

• İleti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla düzenlenerek oluşturulmuşsa dilin “göndergesel işlev”de kullanılır. (ÖRNEK: Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil,tarihtir.)

• İleti, göndericinin iletinin konusu karşısındaki duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır. (ÖRNEK:Böyle olacağını tahmin ediyordum;gerçekten çok üzüldüm.)

• İleti, alıcıyı harekete geçirmek üzere düzenlenmişse dil “alıcıyı harekete geçirme işlevi”nde kullanılır. (ÖRNEK: Hemen buradan gidelim.)

• İleti, kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek amacıyla düzenlenmişse “kanalı kontrol işlevi”nde kullanılmıştır. (ÖRNEK: Beni anladınız değil mi?)

• İleti, dille ilgili bilgiler vermek üzere düzenlenmişse “dil ötesi işlev”de (ÖRNEK: Fiil cümledeki işi,oluşu,hareketi bildirir.)

• Ve iletinin iletisi kendinde ise dil “şiirsel işlevi”nde (Poetik) kullanılır.(ÖRNEK: Bir garip ölmüş diyeler/Üç günden sonra duyalar/Soğuk suyla yuğalar/Şöyle garip bencileyin.)

• Edebî metinlerde, şiirsel işlevinin hakimiyetinde dilin diğer işlevleri de kullanılır.

• Bazı metinlerde, birkaç işlev birlikte kullanılabilir.

• Dil “şiirsel işlevi”nde kullanıldığında iletinin iletmek istediği husus, iletinin kendisinde aranmalıdır. Bu durumda ileti kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz.

• Obje iletinin kendisidir. Ancak bu, iletinin insandan, hayattan ve yaşanılan dünyadan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik vardır.

• Kelimeler farklı ortamlarda değişik anlamlar ifade edecek şekilde kullanılabilir. Bu kullanımlara BAĞLAM adı verilir.

• Kendi dışında başka bir şeyi gösteren,düşündüren onun yerini alabilen nesne,görünüş ve olgular GÖSTERGEdir. Örn.: Ülkelerin bayrakları,onların bağımsızlıklarının göstergesidir.

• Örneğin ‘’sonbahar’’ kelimesinin yaşlılar için ve gençler için iki ayrı göstergesi vardır: Yaşlılar  sonbahar  anılar Gençler  sonbahar yaz tatilinin bitişi • Nesneler ve kavramlar, ses simgeleri ile gösterilir. k-i-l-i-t n-o-t-a

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

5/5/2007 · Kategori: Kitap Ozetleri

AKŞAM GÜNEŞİ

KİTABIN ADI

AKŞAM GÜNEŞİ

KİTABIN YAZARI

REŞAT NURİ GÜNTEKİN

YAYIN EVİ VE ADRESİ

İNKİLAP YAYINEVİ ,CAĞALOĞLU/İSTANBUL

BASIM YILI

1982

 

 

1.KİTABIN KONUSU:

            Eser, hareketli bir hayattan sonra hasta olan bir adamın başından geçen olayları ve aşklarını anlatıyor.

 

 

2.KİTABIN ÖZETİ:

            Necati küçük yaşta annesini ve babasını kaybedene kadar ailesiyle birlikte Büyükada’da yaşar. Amcası onu İstanbul’a yanına alır ve büyütür. Amcasının iki kızı vardır. Necati orta okulu bitirdikten sonra askeri okula girer. Buradan mezun olduktan sonra amcasının yardımıyla Fransa’ya askeri akademiye girer. Fransa’da gönlünü epeyce eğlendirir. Buradan mezun olduktan sonra İstanbul’a döner. İstanbul’dan Şam’a tayini çıkar. Şam’da sıkıcı iki yıl geçirdikten sonra Bulgaristan’a tayini çıkar. Bu göreve gitmeden önce bir aylığına izin alır. Amcasının yanına gider. Burada amcasının büyük kızı, kocası ile sorunları yüzünden kendisini vurur ve felç olur. Kızıyla birlikte babasının yanına taşınırlar. Bu tatil sırasında Necati gönlünü komşu kızı Zehra’ya kaptırır ve kendisini beklemesini söyler.

            Necati Bulgaristan’a giderken bir Türk çetesi treni durdurur. Necati’nin subay olduğunu anlarlar ve çeteye dahil ederler. Bu Türk çetesi Rum çeteleri ile çatışmalara girerler. Bir çatışmada Necati ağır yaralanır ve yolunu kaybeder. Dört gün gibi bir süre terk edimiş değirmende kalır. Birisi onu  bu yerde bulur ve bir hastahaneye götürür. Değirmende kalırken çok kan kaybeder ve yarası mikrop kapar. Doktorlar, Necati’ye bundan sonraki yaşamında heyecan yaşamamasını, eğer çok heyecanlanırsa öleceğini söyler. İyileştikten sonra hastahaneden ayrılır ve İstanbul’a amcasının yanına döner. İstanbul’a gidince durumu Zehra’ya açıklar ve ondan ayrılır. Necati’nin amcası görev sırasında ölmüştür ve yeni haberi olur. Nilgün, Necati ile ilgilenir ve ona bakar. Bir süre sonra Nilgün, Necati ile evlenir. Hastalığından dolayı düzenli bir hayat sürmek için babasından miras kalan Büyükada’daki çiftliğe yerleşir. Bir süre sonra Leyla çifliğe ziyarete gelir. Leyla büyümüş ve genç bir kız olmuştur. Necati ve  Leyla çiftlikte gezerler, ata binerler, beraber dolaşırlar. Bu sırada birbirlerine bağlanırlar. Ve bir gün baloda Leyla ile dans ederken aşırı heyecanlanır ve ölür.

 

3.KİTABIN ANA FİKRİ:

            Hayat herzaman umduğumuz gibi gitmeyebilir, fakat değişikliklere kendimizi hazırlamalıyız.

 

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

            NECATİ; gençliğini dolu dolu yaşamış, istegiği herşeyi yapmıştır. Geçirdiği hastalıktan dolayı eski hareketliliği kalmamıştır.

            LEYLA; sevecen, çok güzel bir kızdır. Gönlünü genç yaşta Necati’ye kaptırır.

            NİLGÜN; yardımsever ve iyi kalpli bir kızdır. Necati’ye çoçukluğundan beri aşıktır, fakat bunu söyliyemez.

 

5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

            Olaylar başlangışta akıcıdır, fakat sonlara doğru okuyucuyu fazla etkileyememiştir. Eserde yabancı tamlamalar kullanılmasına rağmaen, anlaşılır bir dille yazılmıştır.

 

6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ ni bitirdi (1912). Bursa’ da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra’ da öldü. İstanbul’ da Karacaahmet Mezarlığı’nda gömülü.
 

 ROMANLARI;                                                                                                                          

Gizli El(1922),Çalıkuşu(1922),Damga(1924),DudaktanKalbe(1925),Akşam Güneşi (1926),Bir Kadın Düşmanı (1927),Yeşil Gece (1928),Acımak (1928),Yaprak Dökümü (1930),Kızılcık Dalları (1932),Gökyüzü (1935),Eski Hastalık (1938),AteşGecesi (1942),Değirmen (1944),Miskinler Tekkesi (1946),HarabelerinÇiçeği (1953),Kavak Yelleri (1950),Son Sığınak (1961),KanDavası (1955).

HİKAYE KİTAPLARI;

Tanrı Misafiri (1927),Sönmüş Yıldızlar (1927),Leyla ile Mecnun (1928),Olağan İşler (1930).

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »